Randevu
0216 449 09 41 
Fizik Tedavi Rehabilitasyon & Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

Duruş, tıptaki adıyla postür iskelet bölümlerinin vücudun destek yapılarını zedelenme ve deformasyondan koruyacak şekilde düzgün ve dengeli dizilişidir. Basit anlamda ise vücut kısımlarının pozisyonu yada dizilimidir.

Doğru postür, her bir vücut kısmının diğer vücut kısımlarıyla ilgili dengesi sonucu  oluşmaktadır. Bu denge yıllar içinde gelişen bir süreçtir. Bebeklerin doğumda tüm omurgaları öne doğru eğik durumdadır. Üç ay içinde çocuk başını kaldırmaya başladığında boyun omurgası öne doğru kavis yapar ve servikal lordoz dediğimiz hafif çukurluk oluşur. Çocuk ayakta durmaya başladığında bel omurgasında öne doğru kavis gelişmeye başlar. Bu bel çukurluğuna da lordoz denir. Bel ve boyundaki bu içe kavislerin arasında sırtta ise hafif dışa bir kavis vardır ki buna da kifoz denir.

Doğru duruş en az enerjinin kullanıldığı, bağlar, kemikler ve eklemlerde normal dışı yüklenmenin olmadığı, ağırlık merkezinin ayak destek yüzeyi üzerinde tutulduğu bir pozisyonu anlatır. Çoğu genç insanda duruş normaldir. Ama yaş ilerledikçe ortaya çıkan omurga değişiklikleri nedeniyle normal eğrilikler kaybolmaya ve bozulmaya başlar.

Hamilelikte ise büyüyen karın ile beraber omurgada bir takım normal fizyolojik değişiklikler olmaya başlar. Karnın ve göğüslerin ağırlığı ile sırtın kamburu artar. Aynı şekilde artan karın ağırlığını karşılamak için bel çukuru artarak ağırlık merkezini olması gereken yere çekmeye çalışır. Bu nedenle özellikle hamileliğin son dönemlerinde görülen bel çukurunun ve sırt kamburluğunun arttığı duruş aşırı olmadığı sürece normaldir. Ama hamilelik sonrası her şeyin normale dönmesi kolay olmayabilir. Ayrıca loğusalık döneminde başka faktörler de devreye girer. Anne artık yeni doğmuş bebeği ile 24 saat beraberdir. Bebekle ilgili yapılan işler şöyle bir düşünüldüğünde hemen hepsinin eğilerek yapılan işler olduğu görülür. Süt vermeden altını değiştirmeye, mamasından banyosuna anne devamlı öne eğik pozisyondadır. Ayrıca her gün büyüyen çocuğu kaldırıp indirmek, taşımak da annenin omurgasına haddinden fazla yük bindirir. Süt vermesi uzun süren annelerde özelikle baş uzun süre öne eğik olduğundan boynun çukuru düzleşir ve sırt kamburu artar. Büyüyen göğüsler bu süreci daha da ağırlaştırır. Özellikle hamilelik süresince çok kilo almış annelerde durum daha da ciddidir. Loğusalık döneminde anne kendinden çok çocuğuyla ilgilendiğinden kendi vücuduna gereken özeni gösteremez. Ayrıca kilo vermek loğusalık döneminde kolay değildir ve zaman gerektirir. Sonuçta tüm annelerin doğum sonrasında postürü yani duruşu az çok bozulur. Genel olarak boyun çukuru azalmış ve başı olması gereken yerden önde, göğüsler büyümüş, sırt kamburu ve bel çukuru artmış bir loğusalık dönemi nerdeyse kaçınılmazdır. Bu duruş değişiklikleri özellikle boyun ve sırt bölgesinde ağrılara yol açar.

Hamilelik süresince kilo kontrolü, bu duruş bozukluğunun derecesini en aza indirmek için yapılabilecek en önemli şeydir. Yine hamilelik süresince yapılan uygun karın egzersizleri, sırt ve bacak adalelerine yönelik germe egzersizleri sırt kamburu ve bel çukurunun artmasını önler.

Hamilelik sonrasında bu bozukluklarının kalıcı olmaması için neler yapmalıyız sorusunun cevabını “annenin dikkat etmesi gerekenler” ve “yapması gerekenler” şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Anne çocukla yakından ilgilendiği bu süreçte öne eğilme aktivitelerini en aza indirmelidir. Yani yapması zorunlu olanlar dışında kalan işlerde kısıtlamaya gitmelidir. Bebeği mümkün olduğu kadar az kaldırmalı, kilolu çocuklarda ise mümkünse yardım almalıdır. Ağır market, pazar çantası taşımamalıdır. Bebeğini uygun pozisyonda çok eğilmeden emzirmelidir. Annenin yapması gerekenlerin başında ise tabi diyet programına başlaması gelmektedir. Beraberinde mutlaka egzersiz yapmalıdır. Egzersiz programına öncelikle aerobik egzersiz dediğimiz kalbi ve kasları fazla yormayan düşük şiddette yapılan uzun süreli yürüme, koşu, bisiklet gibi aktivitelerle başlanmalıdır. Hamileliğe bağlı kondüsyon kaybı bu egzersizlerle yaklaşık 1-2 ay içinde belirgin düzelir. Sezeryan olmamış anneler doğumdan hemen sonra, sezeryan ile doğum yapan anneler ise birkaç ay sonra karın egzersizlerine başlamalıdır. Ayrıca egzersiz sonlarında iyi bir kas esnekliği sağlayan germe egzersizleri ihmal edilmemelidir. 3-6 ay zarfında bir miktar kilo verildiğinde ve kondüsyon yeterli düzeye geldiğinde duruş bozukluğu da kayda değer bir şekilde düzelmiş olur. Bundan sonra yapılacak şey ise omurga etrafındaki derin kasları dengeli bir şekilde güçlendiren pilates egzersizleri ile duruş bozukluğunu tamamen gidermektir.

Bu programa sıkı sıkıya uyulduğu takdirde annenin duruşu hamilelik öncesinden bile daha iyi hale gelebilir. Unutmayalım sağlıklı bir duruş sağlıklı bir bedenin olmazsa olmazıdır.

Tüm annelere sevgiler

Prof.Dr.Cengiz Bahadır