Randevu:0216 449 09 41 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı çok sık karşılaşılan bir hastalık olup bel omurları arasında süspansiyon görevi yapan kıkırdak diskin dışarı taşması ve sinirlere baskı yapması sonucu gelişir. Bel fıtıkları çok değişik klinik tablolarla karşımıza çıkabilir. Kimi hastada sadece belde hafif bir ağrı olabilirken, kimi hastada şiddetli bacak ağrısı (siyatik) görülebilir. Keza bazı hastalarda bel hareketleri kısıtlanırken bazı hastalarda bel hareketlerinde kısıtlanma olmayabilir. Bel fıtığı hastalarında karşılaşılan bunca karışık klinik tabloya rağmen manyetik rezonans görüntüleme (MR) sayesinde tanıda zorluk yaşanmamaktadır.

Fıtıklarda oldukça fazla sayıda tedavi alternatifi vardır. İlaç tedavisi, belden kortizon iğnesi, belden ozon iğnesi, fizik tedavi ve ameliyat en sık kullanılan tedavi yöntemleridir. Aslında fıtık tedavisinde en önemli olan fıtığın bir daha tekrar ettirilmemesidir çünkü fıtıkların %50-60’ı zaten hiçbir tedavi uygulanmasa da iyileşir. Kalan hastalarında büyük kısmı konzervatif dediğimiz ameliyat dışı tedavilerle düzelir. Ama bel fıtıklarının tekrar etme potansiyeli çok yüksektir. Bu nedenle hasta eğitimi son derece önemlidir.

Bel fıtığında ameliyat aslında başvurulabilecek son tedavi yöntemi olmalıdır. Gerçekte bel fıtığı vakalarının %1-5’i operasyon gerektirir. Buna rağmen ülkemizde bel fıtığından opere olan hasta oranı maalesef çok daha yüksektir. Özellikle “fıtığın patlamış, felç tehlikesi var” sözüyle hastalar korkmakta ve operasyona razı olmaktadır. Bel fıtığından felç tehlikesi ameliyatta felç kalma tehlikesinden daha düşüktür. Bel fıtığına bağlı felçler bölgesel güç kayıpları şeklinde olur ve hemen daima tek bacaktadır. Örneğin hasta ayak bileğini yukarı kaldıramaz , o ayağı ile topuğunda yada parmak ucunda yürüyemez. Ama bunlarında büyük kısmı az yada çok düzelir. Bununla beraber kauda ekina sendromu dediğimiz ve çok büyük fıtıklarda ani ortaya çıkan bacaklarda genel kuvvetsizlik geliştiği durumda acil operasyon yapılmalıdır. Bunca yıllık meslek hayatımda bel fıtığından bölgesel güçsüzlük kalan hastalar gördüm, her iki bacakta felç geçiren bir-iki vaka gördüm ama ameliyat olup daha kötü olan yüzlerce hasta gördüm. Buradan ameliyata karşı olduğum anlamı çıkarılmamalıdır. Ama tıbbın en önemli ilkesi olan “önce zarar verme” yol göstericimiz olmalıdır. Sonuçta konzervatif tedaviler işe yaramazsa hasta zarar görmez belki biraz para kaybeder.Ama cerrahi kötü geçerse hasta ameliyat öncesini mumla arayabilir. Ve maalesef en önemli sorun bel fıtığı ameliyatlarının başarısının düşük olmasıdır. Değişen kaynaklarda%10-40 arasında başarısızlık oranları bildirilmektedir. Bel fıtığı ameliyatları kısa vadede başarılı gibi görünse de operasyonun başarısı için ameliyat sonrası 6. ayı beklemek gereklidir. Çünkü ameliyata bağlı oluşan tamir dokusu fıtıktan kalan alanı 6 ay içinde doldurabilir ve tedavisi çok zor bir durum yaratabilir. Buna başarısız bel cerrahisi sendromu adı verilir ve bel fıtığı ameliyatlarının en yıkıcı sonuçlarından biridir. Başarısız bel cerrahisi hastaları ömür boyu ağrı ile yaşamak zorunda kalabilir. Bir diğer göreceli sık karşılaşılan bel fıtığı operasyonu komplikasyonu ise hastanın bacağında-ayağında güç kaybı ortaya çıkması yada olan güçsüzlüğün kötüleşmesidir. Beldeki sinir köklerine aşırı baskı uygulayan fıtıklarda temizleme sırasında sinir kaçınılmaz olarak biraz zarar görebilir. Sinir hasarı fazla olduğunda güçsüzlük kalıcı hal alabilir.

Bel fıtığı operasyonlarının başarısında uygulanan farklı yöntemler açısından fark yoktur. Bu nedenle operasyona gidecek hastanın doğru seçilmesi asıl önemli olan noktadır. Sadece beli ağrıyan vakalarda operasyon sonuçları iyi değildir. Ağrının bir bacağa yayıldığı vakalarda (siyatik) operasyon başarısı biraz daha yüksektir ama en usta ellerde bile kötü ameliyat sonuçları ile karşılaşılabilir. Bu yüzden operasyona alınacak hastada diğer tüm tedavi alternatifleri tükenmiş olmalı ve hastaya iyileşme için yeterince zaman tanınmış olmalıdır. Bel fıtığında cerrahi müdahale kararı bir fizik tedavi uzmanına danışmadan verilmemelidir. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabilir.