Randevu:0216 449 09 41 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

 

Her ne kadar yazının başlığı “yeni umut  ozon” olsa da aslında ozon batı tıbbında ,özellikle de İtalya ve Almanya gibi ülkelerde yıllardır kullanılan bir tedavi yöntemidir.  Yıllar önce oksidan moleküllerin bir çok hastalıkta anahtar rol oynadığının keşfi ile vücut için anti-oksidan moleküllerin de önemi anlaşılmaya başlanmıştır. Başlıca oksidan moleküller olan serbest oksijen radikalleri hücrelerin yaşlanmasında, özellikle romatizmal hastalıklar ve ağrıda önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla anti-oksidan moleküllerde bu süreçlerde tam zıt etki ile iyileştirici rol oynamaktadır.

Ozon üç oksijen atomundan  oluşmuş olup (O3)  unstabil bir  moleküldür. Vucuda verildiğinde hemen peroksidlere dönüşür. Peroksidler güçlü oksidan moleküller olduğundan bu güçlü oksidanlara karşı vücut tüm antioksidan sistemlerini devreye sokar ki buna terapötik şok etkisi denir. Böylece vücutta damar tıkanıklığı, dolaşım-oksijenlenme  bozukluğu, romatizmal hastalık, sinir basısı gibi durumların olduğu bölgelerde oluşan oksidan moleküller nötralize edilir. Bu sayede özellikle ağrı azaltılıp iyileştirici etki oluşur. Gözlemler ve yapılan araştırmalar ozonun henüz tam  açıklanamayan başka etkilerinin de olduğunu desteklemektedir.

Ozon vücuda akciğer hariç hemen her yolla verilebilmektedir (kan yolu, enjeksiyon, rektal). Aslında vücuda verilen saf ozon değildir. Çünkü saf ozon oldukça toksiktir. Vücuda verilen, içinde çok az (20 mcg/ml) ozon bulunan oksijendir.  Bu derece düşük ozon konsantrasyonu bile  istenen tedavi etkisini yaratmaya yetmektedir. Her ne kadar ozon, özellikle de damar yolu ile uygulanan ozon cilt gençleştirilmesinden selülite, kolesterol yüksekliğinden zayıflamaya kadar bir çok alanda kullanılsa da bu tedavilerin çoğu ampirik olup bilimsel destekleri zayıftır. Ozonun bel fıtıklarında, damar tıkanıklarında, romatizmal eklem hastalıklarında etkinliği bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Ozon tedavisinin bel fıtıklarının tedavisinde kullanımı eski olmakla beraber bu konudaki bilimsel çalışmalar göreceli yenidir. Özellikle son yıllardaki araştırmalar ozon enjeksiyonlarının bel fıtığının tedavisinde güvenilir ve etkin bir yöntem olduğunu göstermiştir. Bu çalışmalarda iki tip ozon uygulamasının bel fıtığında etkinliği gösterilmiştir. Bunlarda biri intra-diskal dediğimiz bel fıtığının olduğu bölgeye, uzun özel iğnelerle bilgisayarlı tomografi eşliğinde yapılan uygulamalardır. Diğer yöntem ise bizim kendi kliniğimizde uyguladığımız yöntem olan ve fıtık seviyesinde belin yan kaslarına iki taraflı olarak standart enjektörlerle uygulanan  yöntemdir. İki yöntemin başarı şansı benzer ve %60-70’ler civarında olmakla beraber birbirlerine karşı birtakım avantaj ve dezavantajları vardır. İntra-diskal uygulama hastanede uygulama geraktirir, invaziv bir yöntem olduğundan uygulama sırasında komplikasyonlar oluşup sinir ve dokular zedelenebilir, skopi yada tomografi gerektirdiğinden hasta radyasyona maruz kalır. Ek olarak daha pahalı bir yöntemdir. Bizim tercih ettiğimiz paravertebral kaslardan ozon uygulamasında sinir  zedelenme ihtimali olmayıp ayrıca görüntüleme de  gerekmediğinden hasta radyasyona maruz kalmaz. İntra-diskal yönteme göre daha ekonomiktir. Bu yöntemin intradiskal yönteme göre beklide tek  dezavantajı bir kez değil haftada en az 1 en fazla 3 olacak şekilde 5 ile 15 kez arasında uygulama yapılmasıdır. Bu yöntem özellikle  komplikasyonlar açısından son derece güvenlidir. Ozon enjeksiyonları son bir yıl içerisinde popüler olmakla beraber kliniğimizde bu yöntemini yaklaşık 4 yıldır uygulamaktayız. Bu süre zarfında yüzlerce uygulama yaptığımızdan ve hiç komplikasyon görmediğimizden yöntemin güvenilirliği açısından oldukça rahat konuşabilmekteyiz.  Belden yapılan ozon enjeksiyon tedavisinden en çok fayda görecek hastalar akut başlangıçlı, özellikle bacağa yayılan siyatalji şikayeti olan fıtık hastalarıdır. Kronik ve ameliyat olmuş hastalarda yöntemin başarı oranı düşmektedir. Hasta ozon enjeksiyonu sonrası 3-5 dakika ile 1-2 saat içinde geçen  hafif bir yanma hissedebilir. Bu fıtık ağrısının arttığı lehine yorumlanmamalıdır . Ozonun enjeksiyonunun önemli özelliği çok çabuk etki etmesidir. Yani enjeksiyonu yaptıktan dakikalar sonra hasta bacağındaki ve belindeki ağrının azaldığını hissedebilir. Bu erken iyilik hali genelde hastanın tedaviden çok yarar göreceği anlamına gelmeketedir. Devam eden enjeksiyonlarla beraber hastanın ağrısı  giderek azalır ve genellikle 5 ile 15 seasn arasında tam şifa ile sonuçlanabilir.

Bu arada dikkat edilmesi gereken önemli bir  noktada bazı televizyon kanallarında reklam amaçlı çekilen görüntülerde intra-diskal uygulama ile %100 başarı garantisi verilmekte ve seyirciler yanıltılmaktadır. Tıpta %100 başarı olmadığı her zaman akılda tutulmalıdır.  Ozon enjeksiyonun da başarısı %60-70 arasındadır. Kliniğimizde yaklaşık 4 yıldır ozon enjeksiyonları uygulamaktayım  ve bu konuda ülkemizin en tecrübeli doktorlarından biri olduğumu söyleyebilirim.  Bizim sonuçlarımız da literatür sonuçlarıyla benzer olup %70 ler civarındadır. Kliniğimizde ayrıca ozon enjeksiyonunu fizik tedavi uygulamarıyla kombine olarak da uygulumaktayız  ve bu olgularda başarı oranımız %80-90’lara kadar çıkmaktadır. Kliniğimizde yüzlerce ameliyat kararı alınmış hasta fizik tedavi ve ozon enjeksiyonu kombinasyonu ile cerrahisiz başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Unutulmaması gereken bazen bizim bile inanamadığımız sonuçları olsa da ozon bel fıtığı tedavi yöntemlerinden sadece birisidir. Son derece etkili bir yöntemdir ama mucize değildir.

Bel fıtığının gerçek tedavisinin  iyileştikten sonra bir daha tekrarının olmasını önlemekle olacağı her zaman akılda tutulmalıdır.

Sağlıcakla kalın

Prof.Dr.Cengiz Bahadır