Randevu:0216 449 09 41 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

Omuz vücudumuzun en hareketli eklemidir. Her üç planda hareketi olan tam oynar bir eklemdir. Aslında tek bir eklem değil birkaç eklem grubundan oluşur. Omuz kuşağı dediğimiz bu grupta köprücük kemiğinin kürek kemiği ve göğüs kemiği ile yaptığı eklemler de bulunur.

Omuzda sıkışma sendromu yani tıptaki adıyla inpigment sendromu kolu omuzdan yana kaldıran kasın tendonunun hareket sırasında kemikler arasında sıkışmasından kaynaklanmaktadır. Çeşitli nedenle daralmış kemikler arası mesafe bu aralıkta hareket eden tendonun zamanla yıpranmasına yol açar. Tendonun üzerinde bursa dediğimiz ve hareketi kolaylaştıran yapılarda da enflamasyon gelişir. Hastalık ilerledikçe tendonda yırtıklar oluşur. Tedavi edilmediği takdirde zamanla kısmi yırtıklar tendonun tamamen kopması ile sonuçlanabilir.

İnpigment sendromunun tanısı muayene ile büyük oranda konabilirse de tanıyı kesinleştirmek için MR yada ultrasanografi gerekebilir. Bazen donuk omzu ve sıkışma sendromunu ayırmak güç olabilir. Bu ayırım için MR ve enjeksiyon testi genelde yeterli olur. Sıkışma sendromu tanısı konduktan sonra fizik tedavi nedene göre düzenlenmelidir. Genelde 15 seanslık bir fizik tedavi programı yeterli olmaktadır. Bu tedavi dinamik olmalıdır. Yani hekim hastayı ortalama 5 seanslık periyodlarla görüp gerekirse tedavide düzenlemeler yapmalıdır. Akut vakalarda daha çok soğuk-anti ödem tedavi, kronik vakalarda ise sıcak tedavi uygulanır. Bu tedavilerde  yüzeyel ısıtıcılar, sıcak yada soğuk paketler, ultrason ve kısa dalga diyatermi gibi derin ısıtıcılar, ağrı kesici akımlar ve egzersizler uygulanır. On seanslık bir tedavi sonunda hastanın şikayetleri azalmıyorsa tedavinin uzatılmasının anlamı yoktur alternatif tedaviler düşünülmelidir. Hastanın aktivite kısıtlaması önemlidir. Omuzun baş üstüne kaldırılarak yapılan hareketleri bir süre kısıtlanmalıdır. Aksi takdirde iyileşme gecikebilir hastaların ağrıları artabilir. Ağrılı dönemde sarkaç egzersizleri verilir. Ağrı sınırında pasif hareketler yaptırılır. Ağrılar azaldığında ise omuzun stabilitesini artıracak egzersizlere başlanmalıdır. Fizik tedavi sonlandığında hastaya mutlaka  ev egzersiz programı verilmelidir. Hastanın omurga kamburu varsa bu durum omuzları öne doğru itip tendon sıkışmasını artıracağından mutlaka kifoz azaltıcı ve omuzları geri çeken egzersiz programı  verilmelidir.

Uygulanan fizik tedavi ve egzersiz programına rağmen bazı vakalar tedaviye direnç gösterip iyileşmeyebilir. Bu durumda ilk seçenek omuzdan kortizon ve lokal anestezik karışımı enjeksiyonudur.

Genelde sonuç veren bir enjeksiyondur. Mutlaka ultrason yardımı ile görüntüleme altında yapılmalıdır. Aksi takdirde enjeksiyonun başarısı düşecektir. Bu enjeksiyon da başarılı olmazsa o takdirde PRP (platelet rich plasma) enjeksiyonu uygulanabilir. Bir ay arayla iki enjeksiyon yapılır. Çok ağrılı olmayan vakalarda ve kortizon uygulamanın sakıncalı olduğu durumlarda PRP ilk seçenek de olabilir. Tüm konservatif tedaviler başarılı olmazsa son seçenek artroskopik cerrahidir. Omuz ameliyatları başarı oranı çok yüksek değildir. Deneyimli omuz cerrahları tarafından yapılmalıdır. Operasyon sonrası hemen hemen tüm vakalarda omuz askısı kullanımı gereklidir. Ameliyat sonrasında yapılan cerrahi girişime göre mutlaka bir fizik tedavi programı uygulanmalıdır.