Randevu:0555 977 12 14 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

Diz kireçlenmesi istanbul

Diz kireçlenmesinde PRP mi? Kök hücre mi?

Son dönemde özellikle diz kireçlenmesi tedavisinde iki yöntemin adı sıkça telaffuz edilmeye başlandı; PRP ve kök hücre tedavisi. Hastalarda tedavi seçimi konusunda bu iki yöntem açısından biraz kafa karışıklığı olmuş durumda.

PRP İngilizce “Platelet Rich Plasma” ifadesinin baş harflerinden türetilmiş olup, trombositten zengin plazma anlamına gelmektedir. PRP tedavisi özellikle son 8-10 yıldır giderek artan bir şekilde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmış görece yeni bir yöntemdir. Bu yöntemde ilaç hastanın kendi kanından hazırlanmaktadır.

Kök hücre yöntemi ise çıkışı PRP ile aynı zamanlara gelse de son birkaç yıldır daha popüler olmaya başlamıştır. Burada daha çok yağ dokusundan daha azda kemik iliğinden ve diğer bazı dokularda alınan kök hücreler tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Kök hücre yöntemi de aşağı yukarı PRP ile aynı hastalıklarda kullanılmaktadır.

PRP ve kök hücre tedavisi bir tür semptom baskılama tedavisi olmayıp direk olarak hastalığı tedavi etmeye yönelik tedavilerdir.

Her iki yönteminde temel etkileri benzerdir ve doğal bir ilaç gibi etki gösterir. PRP tedavisinde trombositlerin sahip olduğu büyüme faktörü ve bazı doğal koruyucu-tedavi edici maddeler etkili olmaktadır. Bu maddeler kondrosit denilen kıkırdak hücre sayılarını artırmakta, kök hücreleri o bölgeye çekmektedir. Buda aşınmış kıkırdakların ve diğer dokuların tamirini sağlamaktadır. Kök hücre tedavisinde ise farklı hücrelere dönüşme ve çoğalma yeteneği olan kök hücrelerin hasarlı kıkırdak doku üzerinde yer edinerek yeni kıkırdak hücrelerine dönüştüğü ön görülmektedir. Kök hücrelerin ayrıca bazı maddeler salgılayarak kıkırdak yıkımını azalttığı da düşünülmektedir.

Her iki tedavi de yavaş ortaya çıkan ama göreceli uzun süreli bir tedavi sağlayabilmektedir. Her iki yöntemin özellikle diz kireçlenmesinde etkinleri arasında belirgin bir fark yoktur. Peki iki yöntem arasında ne gibi farklılıklar var ve tedavide hangisini seçmeliyiz?

PRP tedavisi kök hücre tedavisine göre önemli bir farkı hücrelerin hazırlanması aşamasındadır. PRP yöntemin de nerdeyse standardı sabit bir hazırlama yöntemi vardır. Toplamda 20 dakikalık bir işlem süresi ve aşağı yukarı kullanılan hazırlama kitlerine göre ufak değişiklilerle standart bir yöntemi vardır. PRP hazırlanmasında herhangi yabancı bir madde kullanılmamaktadır. Kök hücre de durum böyle değildir. Yağ dokusu yada kemik iliğinden alınması için hastadan sedasyon yada anestezi altında küçük bir müdahale ile doku alınır. Bir çok işlemden geçer ve hücre ayrıştırma için farklı kimyasallar ile müdahale edilir. Gerçekte kök hücreleri saf olarak elde etmek ve hatta enjekte edilecek hücre sayısını bile belirlemek mümkündür. Bununla beraber bu işlem bir kaç haftayı bulabilmektedir. Ama pratik de bunun yerine birkaç saatlik işlemle kök hücreler hazırlanmaktadır. Buda kök hücre saflığını etkilemektedir. Yabancı bir dokunu kök hücrelerinin eklem içine verilmesinin uzun dönemde potansiyel yan etkileri konusunda yeterli veri henüz yoktur. PRP bu anlamda daha doğal bir tedavidir. İnsan çalışmaları olarak PRP biraz daha ön plandadır. PRP fiyat alamında da kök hücreye göre çok daha ucuz bir yöntemdir. PRP tedavisinin belki de tek dezavantajı genelde birer arayla 3 kez uygulanmasıdır. Ama bu, avantajları düşünüldüğünde kabul edilebilir bir dezavantajdır.

Sonuç olarak PRP yöntemi, hakkında daha çok veri olması, hazırlama yönteminin hemen hemen standartlaşmış olması, başka kimyasal kullanılmaması, daha ekonomik olması ve en az kök hücre kadar etkili olması nedeniyle şimdilik daha ön planda düşünülmesi gereken tedavi gibi durmaktadır.

Diz Kireçlenmesinde Doğal Tedavi, PRP enjeksiyonu.

Alternatif başlık (Diz Kireçlenmesinde Yeni Umut: PRP Tedavisi)

 

PRP tedavisi nedir ?

PRP İngilizce “Platelet Rich Plasma” ifadesinin  baş harflerinden türetilmiş olup, trombositten zengin plazma anlamına gelmektedir. PRP tedavisi özellikle son birkaç yılda giderek artan bir şekilde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmış yeni bir yöntemdir. Başlangıçta daha çok kozmetik ve anti-aging amaçlı kullanılmış olsada son dönemlerde özellikle kas iskelet sistemi hastalıklarında sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemde ilaç hastanın  kendi kanından hazırlanmaktadır. Yani doğal bir tedavi yöntemidir.

PRP tedavisi bir tür semptom baskılama tedavisi olmayıp direk olarak hastalığı tedavi etmeye yönelik bir tedavidir.

PRP nasıl elde edilir ?

Hastadan damar yolu ile  yaklaşık 10-20 cc kadar kan bu iş için özel olarak hazırlanmış pıhtılaşma önleyici ilaç ihtiva eden tüplere alınır. Alınan kan tüp ile özel santrifüj işleminden geçirilir. Bu işlem yaklaşık 10 dakika sürer. Santrifüj işleminden sonra kanın trombosit dışındaki hücreleri tüpün dibine çöker. Üzerinde trombositten zengin sarı renkli bir plazma sıvısı kalır (resim). Bu üstte kalan sıvının dip kısmında trombositlerin daha da yoğun olduğu yaklaşık 2 cc lik bir bölüm vardır. Özel sistem sayesinde her milimetre küpünde yaklaşık 1 milyon trombosit hücresi olan plazma enjeksiyonun uygulanacağı enjektöre çekilir. Son olarak enjeksiyon yapılmadan önce bu plazmaya trombositleri aktive edecek ilaç (kalsiyum klorür) eklenir. PRP artık hazırdır ve bu aşamadan sonra bekletilmeden uygun teknikle istenilen bölgeye uygulanır.

PRP vücutta nasıl etki eder ?

Trombosit temelde kanın pıhtılaşmayı sağlayan elemanı olup içerisinde büyüme faktörü (Growth Factor)  ve bazı doğal  koruyucu maddeler içerir. PRP yöntemi ile trombositten zengin plazma elde edilir ve eklenen ilaçla trombositler aktive edilir. Böylece trombositlerin içerdikleri büyüme faktörlerinin açığa çıkması sağlanır. Trombositten zenginleştirilmiş plazma sıvısı doğal bir ilaç gibi etki gösterir. Yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu tendon kıkırdak gibi yapıların hücrelerini uyararak  o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırırlar. PRP ‘nin özellikle diz kireçlenmelerinde görülen  kıkırdak zedelenmeleri ve aşınmaları üzerine iyileştirici etkisi gösterilmiştir. Bu gibi durumlarda PRP yavaş ortaya çıkan ama kalıcı tedavi sağlayabilmektedir.

PRP nasıl uygulanır ?

Tedavi edilecek bölgeye göre 1-3 ml kadar,  bir kez yada belli aralıklarla 2-3 kez enjeksiyon yöntemi ile uygulanır. Diz kireçlenmelerinde diz eklemi içine birer ay arayla üç kez uygulanır. Tenisçi dirseği, aşil tendiniti, omuz tendon yırtılmaları gibi durumlarda ise genelde birer ay arayla 2 enjeksiyon uygulanmaktadır.  Halk arasında horoz ibiği yada kıkırdak iğnesi olarak bilinen Na- hyalurinat enjeksiyonları  ile beraber kısa aralarla uygulanabilir. Bununla beraber yakın ara ile yapılan kortizon enjeksiyonu PRP tedavisinin etkinliğini düşürür.

PRP hangi hastalıklarda kullanılır ?

Diz kireçlenmeleri

Dizde kıkırdak hasarlanmaları

Erken yaşta ortaya çıkan kıkırdak aşınmaları

Tenisçi dirseği, golfçü dirseği

Omuz tendon romatizmaları ve yırtıkları

Aşil tendiniti

Sporcularda tendinitler

PRP tedavisinin iyileştirici etkisi ne zaman başlar ?

Enjeksiyondan sonra birkaç hafta içinde tedricen başlar ve iyileşme süreci 3 ay ile 12 ay arasında devam eder. Bu nedenle PRP enjeksiyonları sonrası kortizon enjeksiyonlarında olduğu gibi hızlı bir ağrı azalması olmaz. Ağrı yavaş yavaş azalır ve aylar içinde geçer. Bununla beraber kortizon uygulamasında nerdeyse her 3 hastanın ikisinde gördüğümüz şikayetlerin tekralaması, PRP tedavisi sonrası pek gözlenen bir durum değildir.

PRP uygulamasının yan etkisi var mıdır?

PRP yönteminin yan etkisi yoktur. Yalnızca yapıldığı bölgede geçici bir ağrı ve şişme yapabilir. Bu etki 1-2 gün içinde kendiliğinden geçer ve  herhangi bir zararı yoktur. Bu durumda buz uygulama ve basit ağrı kesiciler kullanılabilir.

PRP tedavisi ile ilgili araştırma sonuçları genelde olumlu gelmekte ve yeni uygulama alanları bulmaktadır. Bu doğal tedavi yöntemi ile ilgili veriler henüz az olsa da sonuçlar umut vaat etmektedir. Biz de kendi kliniğimizde diz kireçlenmesi nedeniyle PRP uyguladığımız hastalarda son derece iyi sonuçlar almaktayız. Bu sonuçlar PRP tedavisinin, yaşlanan toplum ile birlikte çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen diz kireçlenmelerinin tedavisinde geleneksel yöntemlere güçlü bir alternatif olduğunu göstermektedir.

Sağlıcakla kalın

Prof.Dr.Cengiz Bahadır