Randevu:0216 449 09 41 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

prp nerelerde kullanılır?

AYAK BİLEĞİ KIKIRDAK ZEDELENMESİNDE PRP TEDAVİSİ

Ayak bileği burkulmaları sık rastlanan kas iskelet sistemi sorunlarından biridir. Burkulmalar sporcularda görülebildiği gibi normal insanlarda da sıkça gözlenir. Burkulmalar sportif aktivitelerdeki aşırı zorlanmalara bağlı oluşabileceği gibi minik bir basamaktan inerken de ortaya çıkabilir. Erkeklerde halı saha müsabakaları en sık sebeplerden biridir. Sürtünmesi yüksek halı sahalar özellikle antrenmansız sahaya çıkan kişileri bekleyen en önemli tehlikedir. Kadınlarda ise topuklu ayakkabılarla basamak inip çıkma ve bozuk zeminler en sık gözlenen sebepler arasındadır.

Ayak bileği hemen daima içe burkulur ve ayak bileğinin dış yan bağlarında değişen derecede zedelenmeye sebep olur. Hafif zedelenmelerde dış yan bağlar gerilir. Ağır zedelenmelerde ise bu bağlarda yırtılmalar ortaya çıkar. Ayak bileğinin özellikle dış tarafında şişlik bazen morluk görülebilir. Ayak üzerine basmak ağrılı olup bilek hareketleri kısıtlıdır. Hafif burkulmalarda buz uygulama, istirahat, bandaj ve ağrı kesiciler genellikle yeterli olur. Ağır burkulmalarda ise atel ayda basit alçılar ile sabitleme gerekebilir. Akut dönem geçtikten sonra ise fizik tedavi ile iyileşme süreci hızlandırılır.

Ayak bileği burkulan kişileri bekleyen önemli bir tehlike vardır. Burkulmalar sonucu ayak bileği kemiğinin taşıyıcı kıkırdağında bölgesel zedelenme olabilir ki buna osteokondrit denir. “Talar dom” dediğimiz bölgede kıkırdak zedelenmesi ile beraber alttaki kemikte ödem oluşur. Zedelenen kıkırdak bazen tamamen dökülür ve o bölgede kemik ortaya çıkar. Kıkırdak yokluğuna bağlı olarak ilerleyen zamanda kemiklerde aşınma başlar ve normalde nadiren karşılaştığımız ayak bileği kireçlenmesi ortaya çıkar. Bu saatten sonra artık ağrılar kalıcı bir hal alır. Nadiren burkulma sonrası kıkırdak parçası eklem aralığına düşebilir. O zaman artrokopik olarak çıkarılması gerekir. Özellikle ayak bileği burkulmasının akut dönemi geçtiği halde ağrılar düzelmiyorsa, özellikle üzerine basmakla, uzun yol yürümekle ağrılar ortaya çıkıyorsa osteokondritten şüphelenilmelidir. Ayak bileğinde osteokondrit tanısı ancak manyetik rezonans görüntüleme (MR) ile konabilir. MR incelemesi kıkırdaktaki olayın derecesini de gösterir.

Osteokontritlerde fizik tedavi ile ayak bileği ekleminin içindeki ödem azaltılıp iyileşme sürecine katkı yapılabilir. Bilek eklemi içine yapılan ve halk arasında horoz ibiği olarak adlandırılan kıkırdak iğneleri eklemdeki kayganlığı artırarak eklemin zarar görmesini bir derece önler.

Son dönmelerde ostokondrit vakalarında hastanın kendi kanından hazırlanan PRP tedavisi uygulanmaktadır. PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına gelmektedir. Hastanın kendi kanındaki trombosit hücrelerinin yoğunlaştırılması ile hazırlanan PRP özellikle erken dönem osteokondritlerde zedelenen kıkırdağı besleyerek dökülmesini önlemekte ve uzun vadede ortaya çıkabilecek ayak bileği kireçlenmesini önleyebilmektedir. PRP ayak bileği eklemine ultrasonografi rehberliğinde ayda bir kez olmak üzere toplam 3 kez yapılır. PRP ek olarak ayak bileğinde yaralanan bağlara da yapılabilir. PRP ile hasarlanmış bağların iyileşme süreci hızlandırılmakta ve bağlar güçlendirilmektedir.

Tabiki gerek PRP gerek diğer tedaviler ayak bileğine özel egzersizlerle desteklenmelidir. Egzersiz sayesinde bileğini burkan bireyleri bekleyen diğer bir önemli tehlike olan ayak bileğinin ikinci kez burkulmasının önüne geçilebilir. Ayak bileğini bir daha burkulmasını önlemeye yönelik egzersizler yapılmaz ise %30-70 vakada ayak bileği tekrar burkulur. Bazen bu durum o kadar sıklaşır ki “kronik ayak bileği burkulması” olarak adlandırılır. Bu durumda ayak bileği stabilitesini kaybetmiştir. Çok geç kalmış vakalarda bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

Herkes ayak bileğini burkabilir. Önemli olan gerekli koruyucu tedbirleri alarak bir daha burkulmasını önlemektir. Burkulma sonrası uzun süre devam eden ağrılarda ise osteokondrit olabileceği akılda tutulmalıdır. Ancak erken tanı ve doğru tedavi ile osteokondritin ayak bileğine vereceği zarar en aza indirilebilir.

 

Sağlıcakla Kalın Prof.Dr.Cengiz Bahadır

PRP (platelet rich plasma) Türkçe adıyla trombositten zengin plazma tedavisi son birkaç yıldır giderek artan biçimde kullanılmaktadır. PRP hastadan alınan kanın içinde bulunan trombosit hücrelerinin özel bir sistem ile ayrılarak hastanın problemli vücut bölümüne enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Bu hücrelerin sahip olduğu bir çok hormon ve benzeri maddelerin vücut dokuları üzerinde iyileştirici etkisi olmaktadır. PRP özellikle eklem kireçlenmelerinde, tendinit gibi yumuşak doku problemlerinde, spor yaralanmalarında geniş bir kullanım alanı bulmuştur. PRP’nin kas iskelet sistemi hastalıklarında kullanımının etkin olduğuna dair çok sayıda bilimsel araştırma mevcuttur. Her ne kadar yeterli bilimsel desteği olmasa da PRP kozmetik sektöründe de anti-aging amaçlı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

PRP tedavisinin birincil kullanım alanı eklem kireçlenmeleridir. Kireçlenme denince de akla en sık olarak diz kireçlenmesi gelmektedir. PRP tedavisi diz kireçlenmesinde genel olarak ayda bir kez 3 defa uygulanmaktadır. PRP yine göreceli sık karşılaşılan kalça kireçlenmesinde de kullanılmaktadır. Bu tedavi uygun şekilde yapıldığında son derece iyi sonuçlar vermektedir.

PRP tedavisinin başarısı nelere bağlıdır?

Bu tedavinin başarılı olması birkaç faktöre bağlıdır. Bunlardan ilki, kullanılan malzemenin PRP için gerekli ayrıştırma işlemini sağlıklı bir şekilde yapabilecek kalitede olmasıdır. Maalesef basit laboratuvar tüplerinde kanı santrifuj ederek ilkel yöntemlerle PRP hazırlandığına ve tedavi kullanıldığına şahit oluyoruz. PRP için gerekli trombosit ayrıştırma işlemi bu iş için geliştirilmiş ve optimize edilmiş özel kitler ve santrifuj cihazları ile yapılmalıdır. Aksi takdirde elde edilen sıvıdaki trombosit miktarı iyileşme için gerekli sayıda olmayacak ve tedavi başarısız olacaktır.

İkinci önemli faktör ise uygulama tekniğidir. Araştırmalar gösteriyor ki yardımcı bir görüntülemenin rehberliğinde yapılmayan yani el yordamı ile yapılan enjeksiyonlarda ilacın eklem içine ulaşma şansı %50’lerde kalmaktadır. Bu oran diz gibi eklemlerde biraz daha yüksek kalça, omuz gibi zor eklemlerde daha düşüktür. Bu tip enjeksiyonlarda pratik ve güvenilir olan yöntem, ultrason görüntüleme yardımı ile enjeksiyonun gerçekleştirilmesidir. Aksi takdirse enjeksiyon doğru yere yapılamayabilir ve pahalı bir tedavi boşa gidebilir.

Son önemli nokta ise sadece PRP yapmakla diz kireçlenmesinin tedavi edilemeyeceğinin akılda tutulmasıdır. Diz kireçlenmesinin tedavisinde PRP ile beraber mutlaka yapılması gerek “olmazsa olmazlarımız” vardır. Bunlardan ilki hastanın dizini korumasıdır. Yani hasta merdiven inip çıkmak, diz katlamak, çömelmek gibi zorlayıcı diz aktivitelerinden kaçınmalıdır. İkinci olmazsa olmazımız egzersizdir. Hastalara mutlaka diz koruyucu egzersiz programı verilmeli ve hasta buna en az 3 ay devam etmelidir. Son olmazsa olmazımız ise kilo kontrolüdür. Bu konu diz kireçlenmesi için hayati önem taşımakta olup hasta kesinlikle kilo almamalı, obez ise fazla kilosunu vermek için gerekli çabayı sarf etmelidir.

Diz kireçlenme tedavisinde “PRP uyguladık, tamam hasta iyileşecek” mantığı çok yanlıştır. Öncelikle PRP doğru kitle hazırlanacak, doğru teknikle ultrason rehberliğinde yapılacak ve sonrasında hasta dizini koruyacak , egzersiz yapacak ve kilo kontrolünü gerçekleştirecektir. Bu saydıklarımızdan herhangi birinin eksikliği diz kireçlenme tedavisinin başarılı olmasını engelleyecek yada başarısını azaltacaktır.

Tenisçi dirseği nedir?

Tenisçi dirseği tıptaki adıyla lateral epikondilit bir tür yumuşak doku romatizmasdır. El bileğini yukarı kaldıran kasların dirsek seviyesinde yapıştıkları kemik bölgede zorlanmaya bağlı ortaya çıkan ve çok ağrılı olabilen bir durumdur.

Daha çok kimlerde görülür?

Her ne kadar tenisçilerde daha sık görüldüğünden adı tenisçi dirseği de olsa bileğini sık ve yoğun kullanan herkesde ortaya çıkabilir. Ev hanımları, aşçılar, şoförler, motorsiklet kullananlar, aşırı bilgisayar kullananlarda sık görülür.

Klinik bulgular nelerdir?

Tenisçi dirseği çoğunlukla yavaş başlangıçlıdır. Bununla barebar bazen akut şekilde başlayabilir. Akut başlangıç genelde ani bir zorlanma ile ortaya çıkar. Tenisçi dirseği ister akut ister kronik başlangıçlı olsun genelde ağrılı bir durumdur. Ağrı bazen o kadar şiddetli olur ki hasta bir bardağı tutamaz, bir kapı kulpunu çeviremez hale gelebilir. Hasta el bilek hareketlerinde dirsek dış yanından ön kola doğru yayılan şiddetli bir ağrı duyar. Elini yumruk yapmak, bir şeyleri kavramak özellikle dirence karşı el bileğini yukarı zorlamk şiddetli ağrı yapar.

Tanı nasıl konur?

Tanı klinik muayene ile kolayca konabilir. Dirseğin dış yanında basmakla şiddetli ağrılı bir bölge varsa ve el bileği dirence karşı yukarı zorlandığında yada kavrama hareketi sırasında aynı bölgede ağrı varsa tenisçi dirseği tanısı konur. Nadiren görüntüleme teknikleri kullanılır.

Tedavisi nasıl yapılır?

El bileğinin istirahati önemlidir. Epikondil bandı dediğimiz dirseğin hemen altına takılan özel bantlar işe yarayabilir. İlaçlar ve buz uygulam kısmen etkildir. Tedavide en etkili ajanlardan bir lokal kortizon enjeksiyonudur. Genelde tek anjeksiyon yeterli olsada tekrar riski, özellikle el isitirahat ettirilemezse %50’lere kadar çıkar. Genelde yılda ikiden fazla yapılmaması önerilir. Kortizon yapıldığı bölgede ten renginde açılma yapabilir . Diyabet ve tansiyon hastalarnda dikkatli kullanılmalıdır. Kinezyoteyp bantlama da yardımıc tedavi olarak kullanılmaktadır.

Son yıllarda dirençli olgularda dahi başarılı sonuşlar veren PRP yöntemi tenisçi dirseği tedavisinde giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır. PRP (platelet Rich Plasma: Trombositten Zengin Plazma) yönteminde hastanın kanı alınarak özel bir sistemden geçirilir ve kanın trombosit hücreleri izole olarak ayrılır.y Yaklaşık 10-20 cc kandan 1-2 cc kadar PRP elde edilir. PRP tenisçi dirseğinde genelde bir ay arayla iki kez yapılır. Etkisi kortizon gibi hızlı değildir ama başarı şansı kortizon ile aynı, hastalığın tekrarlama riski ise korizondan 5 kez daha düşüktür. Yapıldıktan sonra bir kaç gün ağrı yapabilir. O yüzden şiddetli ağrısı olan vakalarda kortizon yapıp bir ay sonra PRP tedavisine başlamak en akılcı yoldur. Basit bir hastalık olmasına rağmen bazen tedaviye son derece dirençli tenisçi dirseği vakaları PRP ile son derece etkin bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Yöntemin yan etkisinin olmayışı da kullanımını kolaylaştırmaktadır

Diz Kireçlenmesinde Yeni Umut PRP

Diz Kireçlenmesinde Ne Zaman PRP Ne Zaman Kortizon

Kalça Kireçlenmelerinde PRP

Omuz tendon yırtıklarında PRP

Topuk Dikeni Tedavisinde Yeni Umut…PRP Tedavisi

PRP Kalçanın Avasküler Nekrozunda Alternatif Tedavi Olabilir mi?

Tenisçi Dirseğinde (Lateral Epikondilit) PRP Tedavisi

Diz Kireçlenmesinde PRP Tedavisi Nasıl Kullanılmalıdır ?

Ayak Bileği Kıkırdak Zedelenmesinde Prp Tedavisi

Golfçü Dirseğinde (Medial Epikondilit) PRP Tedavisi

Diz kireçlenmesinde prp, hyalurinat, kortizon; ne zaman, hangi tedavi ?

PRP Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Diz kireçlenmesinin tedavisi kendi kanımızda gizli; PRP tedavisi

Diz kireçlenmesinde PRP mi? Kök hücre mi?

prpPRP Tedavisi Nedir ?

PRP özellikle son 5 yıldır giderek artan bir şekilde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmış yeni ve doğal bir tedavidir. Başlangıçta daha çok kozmetik ve anti-aging amaçlı kullanılmış ols ada son dönemlerde özellikle kas iskelet sistemi hastalıklarında da kullanılmaya başlamıştır. PRP İngilizce “Platelet Rich Plasma” ifadesinin baş harflerinden türetilmiş olup, trombositten zengin plasma anlamına gelmektedir. Bu yöntemde ilaç hastanın kendi kanından hazırlanmaktadır.

Topuk Dikeni Nedir nasıl oluşur?

Topuk dikeni, genel kanının aksine aslında bir kemik hastalığı olmayıp ayak tabanında bulunan plantar fasia adlı zarın kronik olarak zedelenmesi sonucu oluşan bir durumdur. Her insanın ayağının iç kısmında bulunan ve ayağın uzun arkı denilen çukurluk sayesinde ayağa gelen yükler dengeli bir şekilde dağıtılarak yumuşak dokular ve kemiklere aşırı yük gelmesi önlenir. Ayağın arkının çökmesi, aşırı ayakta kalma, uzun yürüyüşler kötü ayakkabı alışkanlıkları sonucu bu arkı destekleyen plantar fasia adlı taban zarı aşırı gerilir. Kronik zedelenmeye bağlı olarak plantar fasiada kalınlaşma ve özellikle topuk kemiğine yapıştığı yerde yumuşak doku ödemi oluşur. Ayak taban zarındaki bu romatizmal hadise plantar fasiit olarak adlandırılır. Hastalık ilerledikçe bu zar kalınlaşmaya başlar ve topuk kemiğine yapıştığı noktada kronik zedelenmeler ortaya çıkar. Vücut bu bölgede yeni kemik oluşturarak stresi azaltmaya çalışır. Bu oluşan kemik yapı sivri olduğunda topuk dikeni olarak adlandırılır.

Topuk dikeni ne gibi şikayetler yapar?

En önemli bulgusu ağrıdır. Bu ağrı özellikle sabahları rahatsız edicidir. Hasta sabah kalktığında bir süre topuğuna basamaz. Hastalık ilerledikçe sabah ağrıları gün içine yayılmaya başlar. Sert tabanlı ayakkabılar, topuklu ayakkabılar rahatsız edici olabilir. Ağır vakalarda artık ayakta durulan her an rahatsız edici hale gelir ve hatta ağrılar istirahat halinde bile devam edebilir.

Topuk dikeninde tanı nasıl konur?

Topuk dikeninin henüz oluşmadığı plantar fasiit döneminde iyi bir muayene ile tanı konabilir. Bu aşamada sadece MR ve bazen Ultrason görüntüleme ile taban zarındaki ödem ve kalınlaşma tespit edilebilir. Topuk kemiğinde zarın yapıştığı yerde topuk dikeni oluştuğunda artık basit bir röntgen tanıyı koymak için yeterlidir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta ayak altı ağrısı ve topuk dikeni iltihaplı omurga romatizmasının ilk bulgusu olabilir. Özellikle topuk arkasında da ağrı varsa ve tedaviye dirençli ise bu hastalık mutlaka araştırılmalıdır.

Topuk dikeninde ne gibi tedaviler kullanılır?

Topuk dikenin tedavisi genelde konservatif yöntemlerle yapılır. Çok özel durumlar hariç cerrahinin yeri yoktur. Antiromaizmal ilaçlar, aktivite kısıtlaması, ayakkabı modifikasyonu hafif vakalarda yeterli olabilir. Özel tabanlıklar, topuk kısmı delinmiş topuk destekleri işe yarayabilir. İnatçı vakalarda topuktan kortizon enjeksiyonu işe yarar. Kısa dönem sonuçları iyi olsa da %40-50’lere yaklaşan tekrarlama eğilimi vardır. Bunda enjeksiyonun doğru yere yapılamamasının da rolü vardır. Bu nedenle bu tip iğneler ultrason görüntüleme ile yapılmalıdır. ESWT olarak adlandırılan şok dalgası son yıllarda sıkça kullanılmaya başlanmışsa da sonuçları kortizon iğnesine göre daha kötüdür ve işlem sırasında hasta ağrı duyabildiğinden çok tercih edilmemektedir.

Topuk dikeni tedavisinde PRP

PRP İngilizce “Platelet Rich Plasma” ifadesinin baş harflerinin kısaltması olup, “trombositten zengin plazma” anlamına gelmektedir. Bu yöntemde ilaç hastanın kendi kanından hazırlandığından doğal bir tedavi yöntemidir. PRP sıvısının içerdiği yüksek orandaki büyüme faktörleri zedelenmenin olduğu plantar fasia ve topuk dikeni bölgesindeki yapıların hücrelerini uyararak  o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırır.

Yakın tarihli araştırmalarda özellikle diğer tedavilerle sonuç alınamayan topuk dikeni vakalarında yüz güldürücü sonuçlar bildirilmiştir. Genelde bir bazen birer ay arayla iki kez uygulanmaktadır. PRP tedavisi diz kalça gibi eklem romatizmalarında, tenisçi dirseği gibi tendon romatizmalarında etkili olduğu zaten ispatlanmış bir yöntemdir. Artık topuk dikeni ve plantar fasiitin de  PRP tedavisinin kullanım alanına girdiğini söyleyebiliriz.

Tabiki tüm tedaviler ve PRP tedavisi de aktivite modifikasyonu ve uygun egzersiz programı ile desteklenmelidir. PRP tedavisi bir çok inatçı kas iskelet sistemi hastalığında yeni bir umut olmaya devam etmektedir.

Sağlıcakla Kalın

Prof.Dr.Cengiz Bahadır