Randevu:0216 449 09 41 
Fizik Tedavi ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı

admin

Kalça eklemi tam oynar bir eklem olur göreceli yüksek yüklere maruz kalan bir eklemdir. Yürümenin tek ayak basma fazında kişinin gövde ağırlığının tamamı bir kalça eklemi üzerine düşmektedir. Bu nedenle kalça eklemi rahatsızlıklarına da sık rastlanır.

Kalça kireçlenmesi ileri yaşlarda göreceli sık karşılaşılan bir kireçlenme şeklidir.  Ortada belirgin bir sebep yokken gelişirse birincil kalça kireçlenmesi (primer koksartroz), bir nedene bağlı gelişirse ikincil kalça kireçlenmesi (sekonder koksartroz) adını alır. Kalçadan geçirilmiş bir travma, kırık, aseptik nekroz, doğuştan kalça çıkığı, kalça eklemi uyumsuzluğu (femoroasetabular inpigment) varlığında kireçlenme erken yaşlarda ikincil olarak ortaya çıkabilir. Böyle bir sebep yokken kalça kireçlenmesi genellikle 70 yaşın üzerinde görülür. Hangi yaşa görülürse görülsün aslında cerrahi dışı uygulanacak tedavilerde değişiklik yoktur.

Kalça eklem kireçlenmesinde ilaç, enjeksiyon ve cerrahi dışında kalan diğer önemli bir tedavi seçeneği fizik tedavidir. Hastalık ileri düzeyde değilse genelde hastalar fizik tedaviden fayda görürler. Burada önemli olan fizik tedavinin doğru yapılmasıdır. Maalesef kalça kireçlenmesinin fizik tedavisinde çok temel hatalar yapıldığını görmekteyiz. Fizik tedavide uygun tedavi ajanları en doğru bölgeden uygulanmalıdır. Kalça eklemi çok derin bir eklemdir bu nedenle her fizik tedavi ajanı kalça kireçlenmesinde etkili değildir. Kalça eklemi kireçlenmesinin fizik tedavisi eklemin cilde en yakın yer olduğu kasık bölgesinden yapılır. Birçok hastanın popo kısmından kalçaya fizik tedavi uygulandığını görmekteyiz. Bu bölgeye yapılan bir fizik tedavi kalça eklemine ulaşmayacaktır.  Tedaviye genellikle bir yüzeyel ısıtıcı infrared kullanılarak başlanır. Devamında kasık bölgesinden yüksek güçte bir ultrasonla derin ısı uygulanır. Ultrason diyatermi dışında kalça eklemine ulaşan bir fizik tedavi ajanı yoktur. BU yüzden ultrason tedavinin olmazsa olmazıdır.Daha sonra kasık bölgesinden ve kalçanın yan tarafından ağ rı kesici akım uygulamaları ve sıcak paket uygulanır. Özellikle kalçanın yan kası çok çabuk zayıfladığından bu kasa elektrik uyarımı verilebilir. Kalça eklemi hareketlerinde kısıtlanma oluşmuşsa tedavilerle yeterli bir ağrı azaltımı sağlandıktan sonra fizyoterapist tarafından kalçaya mobilizasyon, germe ve eklem hareket açıklığı egzersizleri uygulanır. Yine kronik vakalarda ortaya çıkan kas güçsüzlüğü içinde kas kuvvetlendirme egzersizleri uygulanır. Tedaviler genelde 15-20 seans kadar günlük olarak yapılır. Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi olmadığından hastaların fizik tedavi seanslarını genelde senelik olarak tekrar etmelerinde büyük fayda vardır.

Fizik tedavi uygun hastalarda enjeksiyon tedavileri ile desteklenmelidir. Kalçada kıkırdak, kortizon ve PRP enjeksiyonları arasında hastanın klinik durumuna göre bir seçim yapılır. Tedaviden sonra hastanın aktivite azaltması da önemlidir. Bu da her hastanın durumuna göre doktor tarafından belirlenir. Ayrıca hastanın kilo almaması , kilo fazlası varsa da vermesi önerilir.

Kireçlenme yada tıbbi adıyla osteoartroz eklemleri tutan bir tür dejeneratif hastalıktır. Kireçlenme temel olarak eklem kıkırdaklarında bozulmayla başlar. Kıkırdak yapısı bozulup görevini yapamayınca eklem kemiklerine aşırı yük gelmeye başlar ve bunun sonucu olarak ta kemiklerde osteofit dene yeni kemik gelişimleri ortaya çıkar. Zamanla eklemin anatomik yapısı bozulur ve fonksiyonlarında kayıplar ortaya çıkar. Bu değişikliklerin klinik yansıması ise ağrı ve eklem hareketlerinde kısıtlanmadır. İleriki dönemlerde eklemde şekil bozuklukları- deformiteler ortay çıkar.

Diz kireçlenmesi ileri yaş grubunda en sık karşılaşılan eklem kireçlenmesidir. Kadınlarda daha sık görülür. Genetik yatkınlık, kadın cinsiyet, yaş, dizlerin aşırı kullanılması, kilo diz kireçlenmesi gelişiminde rol oynayan faktörlerdir. Kireçlenme bir kez başladığında olayın gidişatı yavaşlatılabilir ama tamamen durdurmak olası değildir.

Diz kireçlenmesinin tedavisinde birçok yöntem kullanılır. Fizik tedavi, eklem içi enjeksiyonlar (kortizon, hyalurinat ve PRP) ve cerrahi en temel tedavi yaklaşımlarıdır. Diz kireçlenmesinin tedavisinde hastaya düşen 3 önemli “olmazsa olmaz” kuralı vardı. Birincisi hastanın dizini korumasıdır. Yani merdiven inip çıkma, çömelme, dizleri katlayarak oturma, yokuş aşağı ve yokuş yukarı uzun yürüyüşler gibi aktivitelerden olabildiğince uzak durmalıdır. İkinci kuralımız hastanın kendisine verilen diz egzersizleri yapmasıdır. Üçüncü ve en önemli kural ise hastanın kilo kontrolüdür. Şişman hastalar kilo vermeli, en azından almamalıdır. Uygun hastalarda diz kireçlenmesi tedavisinde fizik tedavi uygulamaları önemli yer tutar. Dizlere fizik tedavi yapılabilmesi için kireçlenme hafif veya orta düzeyde olmalıdır. Ağır kireçlenmede fizik tedavi daha az ekli olduğundan ancak enjeksiyon ve cerrahi uygulanamıyorsa kullanılmalıdır. Diz fizik tedavisi genelde 15 seans olarak uygulanır. Bazen 20 veya daha uzun seans yapılabilir. Dizde akut alevlene bulguları (şişlik,ısı artışı) gibi durumlar yoksa genelde sıcak tedaviler tercih edilir. Bu amaçla infraruj  lambalar, sıcak paketler yüzeyel ısı amacıyla kullanılır. Eklemin derin yapılarını ısıtmak içinse ultrason diyatermi yada kısa dalağa diyatermi gibi yöntemler kullanılır. Yine alçak frekanslı akımlardan TENS ve interferans akım tedavileri de kullanılır. Kaslarda ileri düzeyde zayıflama varsa elektriksel kas uyarımı da kullanılabilir. Eğer hastanın ekleminde sıvı artışı, ödem varsa genelde anti-ödem soğuk tedaviler tercih edilir. Derin ısı cihazlarının ayarları değiştirilerek anti-ödem etkili modda kullanılır ve tedaviye alçak frekanslı akımlar eşliğinde soğuk uygulamaları (cold pack) eklenir. Hastalara eklem hareketlerini açmak ve kaslarını kuvvetlendirmek için egzersizler de yaptırılır. Bu egzersizler hastaya ev ödevi olarak ta verilir ve fizik tedavi bittikten sonra 2-3 ay daha evde devam eder.  Fizik tedavi seansları gereksiz uzatılmamalıdır. Sonuçta fizik tedavi her hastada başarılı sonuç vermez. Eğer 10 seansta tedavi hastanın şikayetlerinde iyi yönde bir değişiklik yapmamışsa tedavi kesilmeli yada kullanılan modaliteler değiştirilmelidir. Değişikliğe rağmen 15 seans sonunda da tedavi işe yaramamışsa kesinlikle uzatılmamalı ve diğer tedavi alternatifleri değerlendirilmelidir.

Diz kireçlenmesi tedavisi bir bütündür. Tek başına fizik tedavi yeterli değildir. Hastanın kendisine verilen egzersizleri yapması dizlerini aşırı yükten koruması ve fazla kilosu varsa zayıflaması gerekir. Aksi takdirde tek başına fizik tedavi, başta hastanın şikayetlerin azaltsa bile etki kısa süreli olacak ve uzun vadede sonuç vermeyecektir.

Omuz vücudumuzun en hareketli eklemidir. Her üç planda hareketi olan tam oynar bir eklemdir. Aslında tek bir eklem değil birkaç eklem grubundan oluşur. Omuz kuşağı dediğimiz bu grupta köprücük kemiğinin kürek kemiği ve göğüs kemiği ile yaptığı eklemler de bulunur.

Omuzda sıkışma sendromu yani tıptaki adıyla inpigment sendromu kolu omuzdan yana kaldıran kasın tendonunun hareket sırasında kemikler arasında sıkışmasından kaynaklanmaktadır. Çeşitli nedenle daralmış kemikler arası mesafe bu aralıkta hareket eden tendonun zamanla yıpranmasına yol açar. Tendonun üzerinde bursa dediğimiz ve hareketi kolaylaştıran yapılarda da enflamasyon gelişir. Hastalık ilerledikçe tendonda yırtıklar oluşur. Tedavi edilmediği takdirde zamanla kısmi yırtıklar tendonun tamamen kopması ile sonuçlanabilir.

İnpigment sendromunun tanısı muayene ile büyük oranda konabilirse de tanıyı kesinleştirmek için MR yada ultrasanografi gerekebilir. Bazen donuk omzu ve sıkışma sendromunu ayırmak güç olabilir. Bu ayırım için MR ve enjeksiyon testi genelde yeterli olur. Sıkışma sendromu tanısı konduktan sonra fizik tedavi nedene göre düzenlenmelidir. Genelde 15 seanslık bir fizik tedavi programı yeterli olmaktadır. Bu tedavi dinamik olmalıdır. Yani hekim hastayı ortalama 5 seanslık periyodlarla görüp gerekirse tedavide düzenlemeler yapmalıdır. Akut vakalarda daha çok soğuk-anti ödem tedavi, kronik vakalarda ise sıcak tedavi uygulanır. Bu tedavilerde  yüzeyel ısıtıcılar, sıcak yada soğuk paketler, ultrason ve kısa dalga diyatermi gibi derin ısıtıcılar, ağrı kesici akımlar ve egzersizler uygulanır. On seanslık bir tedavi sonunda hastanın şikayetleri azalmıyorsa tedavinin uzatılmasının anlamı yoktur alternatif tedaviler düşünülmelidir. Hastanın aktivite kısıtlaması önemlidir. Omuzun baş üstüne kaldırılarak yapılan hareketleri bir süre kısıtlanmalıdır. Aksi takdirde iyileşme gecikebilir hastaların ağrıları artabilir. Ağrılı dönemde sarkaç egzersizleri verilir. Ağrı sınırında pasif hareketler yaptırılır. Ağrılar azaldığında ise omuzun stabilitesini artıracak egzersizlere başlanmalıdır. Fizik tedavi sonlandığında hastaya mutlaka  ev egzersiz programı verilmelidir. Hastanın omurga kamburu varsa bu durum omuzları öne doğru itip tendon sıkışmasını artıracağından mutlaka kifoz azaltıcı ve omuzları geri çeken egzersiz programı  verilmelidir.

Uygulanan fizik tedavi ve egzersiz programına rağmen bazı vakalar tedaviye direnç gösterip iyileşmeyebilir. Bu durumda ilk seçenek omuzdan kortizon ve lokal anestezik karışımı enjeksiyonudur.

Genelde sonuç veren bir enjeksiyondur. Mutlaka ultrason yardımı ile görüntüleme altında yapılmalıdır. Aksi takdirde enjeksiyonun başarısı düşecektir. Bu enjeksiyon da başarılı olmazsa o takdirde PRP (platelet rich plasma) enjeksiyonu uygulanabilir. Bir ay arayla iki enjeksiyon yapılır. Çok ağrılı olmayan vakalarda ve kortizon uygulamanın sakıncalı olduğu durumlarda PRP ilk seçenek de olabilir. Tüm konservatif tedaviler başarılı olmazsa son seçenek artroskopik cerrahidir. Omuz ameliyatları başarı oranı çok yüksek değildir. Deneyimli omuz cerrahları tarafından yapılmalıdır. Operasyon sonrası hemen hemen tüm vakalarda omuz askısı kullanımı gereklidir. Ameliyat sonrasında yapılan cerrahi girişime göre mutlaka bir fizik tedavi programı uygulanmalıdır.

 

EMG yani elektromiyografi kas ve sinir hastalıklarının tanısında kullanılan bir yöntemdir. Temelde iki bölümü vardır; sinir iletim çalışmaları ve iğne EMG. Bu iki temel çalışma dışında  F yanıtı,  H refleksi, SEP, Repetetif uyarım, tek lif EMG gibi daha az kullanılan testler de vardır. EMG ciddi anlamada ağrılı bir test olmadığı halde hastaların bir kısmı maalesef yeterince ehil olmayan ellerde EMG çektirdiğinden, EMG şehir efsanesi olarak çok ağrılı bir test olarak algılanmaktadır. Oysa gerçekte durum öyle değildir.

Sinir iletim çalışmaları minik elektrik akımları ile yapılır. Motor iletim çalışmalarında hareket sinirleri, duysal iletim çalışmalarında duyu sinirlerinin fonksiyonları araştırılır. Sinir iletim çalışmaları tecrübeli bir elde acısız denilebilecek kadar basit bir çalışmadır. Burada hekimin tecrübesi önemlidir. Çalışmaya daha düşük elektrik akımı kullanılan duysal sinir iletim alışması ile başlamak önemlidir. Hasta elektrik uyarım hissine alıştıktan sonra motor iletim çalışmalarına geçilir. EMG ‘yi çeken doktorun işi hızlandırmak için yüksek akım şiddeti uygulamaktan kaçınması gereklidir. Hastaların çoğu EMG’ye tecrübesiz ellerde yapılan EMG’lere maruz kalmış hastaları dinleyerek yalan yanlış bilgilerle geldiğinden EMG’nin çok ağrılı bir test olduğuna inanarak gelirler. Bu nedenle hastaların anksiyetesini artırıp uyumunu bozacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Normal şartlarda sinir iletim çalışmaları çocuklarda bile ağlatmadan yapılabilecek testlerdir. Sadece çok kilolu ve bacaklarında ödem olan hastalarda siniri uyarmak için normalden fazla bir akım vermek gerekebilir. Bu durumda bile çoğu hastada iletim çalışmaları ağrısız  bir şekilde yapılabilir.

İğne EMG ise sinir iletim çalışmalarına göre daha karmaşık bir testtir. Bu testte kaslar ve o kasların hareketini sağlayan sinirler değerlendirilir. Kasın içine iğne şeklinde çok ince bir elektrot batırılır. Kasın istirahat ve hareket sırasındaki elektriksel aktiviteleri kaydedilir. EMG’de kasa iğne batırılırken hastanın rahat ve kaslarının gevşek kalması önemlidir. Kasılmış bir kasa iğne batırmak ağrılı olacağından kas öncesinde mutlaka rahatlatılır. Kasa iğne elektrot batırıldıktan sonra kasın elektriksel aktivitesi kas istirahat sırasında ve hareket sırasında iken değerlendirilir. Kasların içindeki gergin tetik noktalara iğne batırılmaktan kaçınılır. Bir noktada hasta normal dışı bir ağrı hissederse iğnenin yeri değiştirilir. Sonuçta iğne EMG her hastaya uygulanmaz. Şikayet ve ön tanıya göre yapılan bir testtir ve hastalara gerekmedikçe iğne EMG yapılmaz. Tecrübeli ellerde iğne EMG hastaların büyük kısmında rahatça yapılır.

EMG önemli bir testtir. Hastalara uygulanacak bir çok tedavi, ameliyat EMG sonucuna göre belirlenmektedir. Hastalar EMG’lerini mümkünse EMG konusunda ekstra eğitim almış klinik nörofizyoloji ile ilgilenen fizik tedavi ve nöroloji doktorlarına yaptırmalıdır. Bazı kliniklerde sinir iletim bölümü doktor gözetimi olmadan teknisyenlerce yapılmaktadır. Bu gibi kliniklerde EMG çektirilmemelidir.

Evde Fizik Tedavi Yapılabilir mi ?

Fizik tedavi bir çok kas iskelet sistemi hastalığının tedavisi için fiziksel yöntemlerin uygulandığı bir tıp branşıdır. Genellikle infrared, parafin, sıcak paketler gibi yüzeysel sıcak uygulamaları, soğuk uygulamalar, TENS ve benzeri ağrı kesici akımlar, Ultrason ve kısa dalga gibi derin ısıtıcılar, traksiyon olarak adlandırılan bel ve boyun çekme tedavileri, lazer, ESWT, vakum, egzersizler, masaj sıklıkla kullanılan fizik tedavi yöntemleridir. Bazı özel durumlar nedeniyle bir klinikte ayaktan gidip gelerek ya da hastanede yatarak tedavi göremeyen hastalar en azından kısmen de olsa evde fizik tedavi uygulayabilirler. Bu arada önemli olan hastanın evde fizik tedaviyi kafasına göre değil de kendisini muayene edip tanıyı koyan bir fizik tedavi uzmanının direktifleri doğrultusunda yapmasıdır. Bu bahsedilen tedavi yöntemlerinden sıcak (parafin, sıcak su vs) ve soğuk uygulamaları, TENS, masaj ve egzersiz, vakum tedavileri evde ulaşılabilecek tedavilerdir. Örneğin bel boyun fıtığı gibi durumlarda hastalara sıcak uygulama (infrared lambalar, sıcak su torbaları ya da sıcak jel torbaları) ve ağrı kesici akım tedavileri verilebilir. Ev tip portable TENS cihazları yüksek olmayan fiyatlarıyla hastalar tarafından kolayca temin edilebilir. Ağrılı omurga rahatsızlıklarında sıcak uygulama, TENS ve masaj tedavisi verilebilir. Hastanın bu tedavileri günde kaç kez ve kaç dakika yapacağı doktor tarafından belirlenir. Bel fıtığı olan hastaların bacaklarını hafifçe karına çekerek yapacakları asılma (barfiks) hareketi işe yarayabilir. Bu tedavi mutlaka doktor tarafından önerilmelidir. Her hasta için uygun bir tedavi yöntemi değildir ve yanlış uygulanırsa hastaların ağrılarını artırabilir. Keza bir çok ağrılı eklem problemlerinde sıcak soğuk uygulamaları ağrı kesici akım tedavileri le beraber kullanılabilir. Diz ve omuz gibi eklemlerde hareket kısıtlılığı varsa hasta yine doktor tarafından kendisine verilen egzersizleri de evde yaparak tedavisini gerçekleştirebilir. Eklemlerde ödem ve sıvı toplanması, ısı artışı varlığında 15 dakikalık soğuk tedavisi önerilir. Soğuk uygulama buz torbası ya da bu işi için geliştirilmiş soğuk jellerle yapılabilir. Boyun ve bel ağrısı gibi durumlarda ağrı akut da olsa genellikle soğuk tedavi önerilmez ve sıcak uygulanır. Ağrı kesici akımlar ağrılı her durumda uygulanabilir. Bel, boyun ve kas ağrılarında masaj tedavisi her zaman yapılabilir. Uygulanan sıcak tedavi ve TENS gibi akım tedavilerinden sonra masaj uygulama iyi gelecektir. Yine el kireçlenmelerinde, el eklemlerindeki problemlerde sıcak su ve parafin kullanılabilir. Bunun için ev tedavisine uygun küçük parafin cihazları vardır. Yalnız elde romatoid artrit ve benzeri iltahaplı romatizmalara ait bir durum varsa sıcak tedaviler iyi gelmeyecektir. Böyle bir durumda fizik tedavi doktorunun direktifleri önem kazanmaktadır. Yine egzersiz tedavileri el eklemleri için de son derece yararlıdır. Hasta uyguladığı yöntemlerin üzerine evde egzersizlerini yaparak yapılan tedavilerin etkisini güçlendirebilir.

Fizik Tedavinin Zararları Var mıdır?

Aslında fizik tedavi doğru yapıldığı takdirde zararsız bir tedavidir denilebilir.

Halk arasında “fizik tedavi kemikleri eritir”, “fizik tedavi kanser yapar”, “fizik tedavinin fazlası eklemleri bozar” gibi sözler dolaşsa da bunların gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Fizik tedavi sağlıklı dokulara hiç bir zarar vermez. Bir hasta 10 seans da 100 seans da fizik tedavi görebilir. Bunun hastaya herhangi bir zararı yoktur. Burada önemli olan fizik tedaviyi yapılacak hastaya doğru teşhis konulması ve doğru fizik tedavi yapılmasıdır. Sözgelimi sırtım ağrıyor diyen bir hastada detaylı bir inceleme yapmadan kas ağrısıdır deyip fizik tedavi uygularsanız ve ağrının gerçek sebebi omurgayı tutan bir kanserse yada bir iltahapsa fizik tedavinin bazı uygulamaları (kısa dalga diyatermi ultrason gibi derin dokuları ısıtan ve kan akımını artıran tedaviler) hastaya iyi gelmeyecektir. Burada hata hastaya doğru tanı konulmamasından kaynaklanacaktır. Keza hastada ileri derecede bel kayması ve instabilite dediğimiz omurga diziliminde aşırı oynaklık varsa ve siz hastaya traksiyon dediğimiz bel-boyun çekme tedavisi uygularsanız hastanın ağrıları artacaktır. Burada da hastaya doğru tanı koymuş ama yanlış fizik tedavi uygulanmıştır. Benzeri örnekler çoğaltılabilir. Hastanın tedavi uygulanacak bölgesinde metal varsa, kalp pili ve benzeri vücuda yerleştirilen tıbbı cihazlar varsa kullanılacak fizik tedavi aletleri bu cihazlara zarar vermeyecek şekilde düzenlenmelidir. Bu konuda hasta da uyanık olmalı ve doktorun bu bilgileri sormayı bazen unutabileceği akılda tutulmalıdır. Yine yanlış bilgi olarak fizik tedavi iltahaplı romatizması olanlara iyi gelmez diye yaygın olarak söylenen ama temelde yanlış olan bir durum daha vardır.

Fizik tedavi, sadece sıcak tedavi olarak görülürse bu doğru olabilir ama eklemde bir iltahap ve benzeri durum olduğunda hastaya ödem azaltıcı soğuk fizik tedavi uygulanabilmektedir. Yine kanserli hastaya fizik tedavi uygulanmaz dense de bu da doğru değildir. Evet kanserli hastada doku dolaşımını artıracak tedaviler zararlı olabilir ama tam tersi etkileri olan yada kanser hücrelerini etkilemeyen fizik tedavi modaliteleri, sözgelimi alçak frekanslı akımlar, soğuk tedaviler uygulanabilir. Sonuç olarak fizik tedavi doğru tanı ve doğru tedavi seçimi ile en güvenilir, en zararsız tedavilerden biridir. Hele hele onlarca yan etkisi olan ilaçlarla kıyaslanacak bir tedavi hiç değildir. İdeal tedavi hastaya hiç zarar vermeden yada mümkün olan en az zararla yapılan tedavidir.

VİRTÜÖZ

Bir Modern Zaman Polisiyesi “Ben masumum diyen suçluların bir kısmı gerçekten masum olamaz mı? Ya bazılarına bunu bile söyleme şansı verilmemişse…” Olağanüstü hafızası ve keskin zekâsıyla, cinayet dosyalarını çözülmesi fazlasıyla kolay problemler olarak gören bir başkomiser, Aras Emre. Kısa süre içinde faili meçhul dosyaları kabaran cinayet bürosu. İstanbul’un farklı semtlerinde işlenmiş cinayetler, intihar, kaza ve polis kurşunu ile gelen ölümler. Bütün bunlar zamanının çoğunu katiller ve suçlular arasında geçiren yardımcıları Komiser Bahri ve Nilay için sıra dışı olmaktan çok uzaktı. Ama tesadüflere inanmayan Başkomiserin araştırmaları ile cevapsız sorular yumağına dönen bu oyunda, hiç kimse kendilerine biçilen rolü oynadığının farkında değildi… Yapbozun son parçası tamamlanana kadar da o hariç hiç kimse gerçek resmi göremeyecekti.

D&R Mağazalarında ve Tüm Online Kitapçılarda

D&R
IDEFİX
Babil kitap
Pandora
Kitap Koala
Kırmızıkedi kitapevi
Odakitap
Kidega
Eganpa
#birmodernzamanpolisiyesi

Instagram`dan Takip Edebilirsiniz

#birmodernzamanpolisiyesi#

 

 

 

 

 

 

 

Lenfödem Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Lenfödem nedir?
Lenfödem hücreler arasında bulunan vücut sıvısını boşaltan lenf damarları sisteminde ortaya çıkan bir bozukluk sonucu kol ve bacaklarda görülen ilerleyici yumuşak doku şişmesidir. Bir çok sebebi olabilir. En sık meme ve genital kanser ameliyatlarında koltuk altı ve kasık lenf düğümlerinin alınması sonucu oluşur. Bazen lenf dokusuna yerleşen parazitlere bağlı oluşabilir. Nadiren böcek ısırmaları sonrası ortaya çıktığı da gözlenmiştir. Az bir grup hastada ise bir sebep tespit edilemez.

Lenfödem tedavisi nasıl yapılır?
Modern tıpta lenfödem hastalığında kabul edilmiş tek tedavi kompleks boşaltıcı tedavidir. Tedavi bu konuda eğitim almış lenfödem terapisti tarafından gerçekleştirilir. Bu yöntem lenf dolaşım sistemine uygulanan özel bir masajla yapılır. Her masaj sonrasında özel bir bandajlama ile hastanın kol yada bacağının tamamı sarılır (resim). Ayrıca hastaya lenfödem için özel egzersizler verilir. Hasta bu egzersizleri evde de yapar. Hastanın her gelişinde bu tedavi tekrarlanır ve etkilenen kol ve bacak yavaş yavaş incelir. Genelde vakanın ağırlığına göre 10-20 seanslık bir tedavi yeterli olur. Vaka yeniyse genelde kol veya bacak eski haline gelebilir. Vaka kronikleştikçe tedavinin başarı oranı düşer. Bu tip gecikmiş vakalarda etkilenen uzuv eski haline gelmesede en azından belirgin bir incelme elde edilir. Tedavi sonlandırıldığında hastanın kol yada bacağına göre tüm bacağı ve kolu içine alan özel bir baskı çorabı /giysisi yaptırılır. Hasta bunu gece uyku haricinde takmaya devam eder. Bu sayede tedavi ile düzelen hastanın lenfödeminin tekrarlamaması için önlem alınır. Bir süre sonra hasta bu baskı giysisini kullamayı bırakabilir.

Lenfödem tedavisinde beslenme etkili midir?
Lenfödem tedavisinde özel bir beslenme programı uygulanmaz. Ama kilo alma lenfödemi artıracağından hastaların dengeli beslenmesi önerilir. Kilolu hastaların diyet ile zayıflamaları lenfödem tedavisinin başarısını artırır.
Hacamat, lazer, kupa çekme tedavileri işe yarar mı?
Bu tedavilerin lenfödem tedavisinde etkisi olmayacağı gibi özellikle hacamat ve kupa çekme gibi tedavilerin ciddi zararları olabilir.